 |
 |
|
|
Bal arılarında zarar yapan ve hastalık meydana getiren hayvansal kaynaklı organizmalara bal arısızararlıları adı verilir. Bunlar bal arılarının değişik gelişme dönemlerinde parazit olarak yaşarlar. Onların zayıflamasına ve ölümlerine neden olurlar. Bir kısmı da bal veya bal mumunda beslenerek bal arısı kolonilerinin zayıflamasına neden olurlar. Arı zararlılarından en önemlileri aşağıda anlatılmıştır. PARAZİT AKARLARTrake Akarı (Acarapis woodi rennie) Trake akarı (Acarapis woodi rennie) genellikle işçi arıların solunum sistemine yerleşen bir iç parazitakardır. Bazen ana arı ve erkek arılarda da görülebilir. Trake akarının dişisi ergin arının ilk göğüs gözeneğinden içeri girerek trake içerisine yerleşir ve yumurtalarını bırakır. Yumurtadan çıkan larvalar trake duvarını ağızları ile delerek arının kanı ile beslenirler. Ergin akarın ömrü 30-40 gündür. Ölü arılarda 1-2 gün yaşayabilirler. Gelişmeleriiçin en uygun sıcaklık 34 °C’dir. En hızlı gelişimini kış boyunca kovan içinde devam ettirir. Kış sonunda yumurtasıve dışkılarıyla arının soluk borusunu iyice kirletmiş durumdadır. Erken ilkbaharda arı ilk uçuşa çıktığında ise,kovandan belli bir mesafe uzaklaştıktan sonra tıkanık soluk boruları nedeniyle yeterli hava alamaz ve kovandanuzak bir yerde ölür. Sağlıklı bir arının trakesi (soluk borusu) açık, soluk, şeffaf ve lekesiz olarak görüldüğü halde hastalıklı arılarda kahverengi lekeler, kabuklaşmalar ve bazen de akarın sayısına bağlı olarak siyah bir renkgözlenmektedir. Trake akarı ile bulaşık arılarda dikkati çeken en önemli belirti uçma yeteneğinin kaybolmasıdır. Bulaşık arılar kovan yakınında yerde sürünerek hareket ederler. Soğuk havalarda kovan kenarında küçük kümeleroluştururlar. Kanatlar normal değildir ve sanki yerinden çıkmış gibi sarkıktır. Arılar küçük ot ve benzeri bitkiparçalarına tutunmaya çalışırlar. Karın şişkin durumdadır. Trake akarı ile bulaşık bu arılarda görülen belirtiler nosema, pestisit zehirlenmeleri ve arılarda paralize yol açan diğer hastalık belirtilerine benzer. Bu nedenle, kesinteşhis hastalıklı arılar laboratuvarda incelendikten sonra verilmelidir. Akar, genellikle solunum borusunda olduğu için mutlaka etki maddesi bromoproplate olan fumigant ilaçlar kullanılmalıdır. Arı Akarı (Varroa jacobsoni Qudemans) Arı akarı (Varroa jacobsoni Qudemans) bal arısı (Apis mellifera L.)’nın larva, pupa ve erginleri üzerindeyaşayan ve hızla çoğalarak arıların kitle halinde ölümüne neden olan çok tehlikeli dış parazittir. Varroa’nın esaskonukçusu Hindistan ve Uzakdoğu ülkelerinin arısı olan Apis cerana’dır. A.cerana uzun yıllar varroa ile birlikteyaşaması sonucu bu parazite karşı doğal bir savunma mekanizması geliştirmiş ve parazite karşı herhangi birilaçlama yapmaya gerek duyulmamaktadır. Ancak, Hindistan’a Apis mellifera’nın getirilmesi, Rusya sınırında heriki tür arının bir arada bulunması nedeniyle parazit Apis mellifera’ya geçmiştir. Parazit gezginci arıcılık, ana arı ve oğul ticaretiyle Rusya ve demir perde ülkelerine bulaşmış, 1977 yılında da Bulgaristan’dan Türkiye’ye girmiştir.Ergin dişi varroalar açık veya koyu kahverenginde, oval ve yassı şekilde olup 1,1 mm uzunluğunda ve 1,5 mmgenişliğindedir. Erkek varroalar ise dişilerden daha küçük ve gri- beyaz sarımtrak renkte olup 0,8 mm uzunluğunda, 1 mm genişliğindedir. Her iki cinsiyetteki varroalar da çıplak gözle görülebilirler. Dişi varroaları erginarı üzerinde, larva ve pupa üzerinde veya kovan içerisinde her hangi bir yerde görmek mümkün iken erkekvarroaları yalnızca petek gözler içerisinde görebiliriz. Çünkü, erkek varroalar petek gözler içerisinde dişi varroalarile çiftleşir ve ölürler. Ağızları delici ve emici bir biçimde gelişmiştir. Üzerinde ileriye doğru uzanmış birkaç çengelliküçük iğne şeklinde çıkıntılarla arı, larva ve pupalara kuvvetlice tutunurlar. Varroa’nın üremesi ilkbaharda kuluçkafaaliyetlerinin başlamasıyla başlar, sonbaharda kuluçka faaliyetlerinin bitmesine kadar sürer. Kışı sadece erginarıların üzerinde geçirirler. Ergin dişiler yavru gözlerinin kapanmasından önce içeri girerek larvanın kanında bulunan juvenil hormonu ile beslenirler. Yeterince juvenil hormonu alarak yumurtalıkları gelişen dişi varroalar,gözler mühürlendikten 60 saat sonra ilk yumurtasını yumurtlar ve bundan sonra 30’ar saatlik aralıklarlayumurtlamaya devam ederler. Dişiler 8-10 gün, erkekleri ise 6-8 günde ergin hale gelmektedir. Genel olarak işçi arı gözlerinde 3, erkek arı gözlerinde 5 dişi varroa ergin hale gelebilmektedir. Ana arı yüksüklerindeki dişi varroalar erginleşemeden ana arı gözü terk ettiğinden dolayı varroa’nın ana arı yüksüklerinde çoğalma şansıyoktur. Üzerlerinde 4- 6 varroa bulunan larvalar gelişmelerini sürdürebilirler. Fakat, üzerlerinde daha fazla varroabulunan larvalar gelişemeyip ölürler veya kanatsızlık, tek kanatlılık, gelişememiş kanatlar, eksik bacak veya kısakarınlı bireylerin oluşmasına neden olurlar. Varroa ile bulaşık arılar huzursuzdur. Ana arının yumurtlama gücüazalır. Üzerlerinde varroa bulunan işçi arılar yavruların bakım ve besleme işini ihmal ettiklerinden dolayı kolonizayıflar. Varroaların gelişmesi için en uygun sıcaklık 34 °C’dir. Varroa ile mücadelede kimyasal ve biyolojikyöntemler uygulanmaktadır. Varroa mücadelesinde; amitraz, fulivalinate, asuntol, fulumethrin ve bromopropylategibi etken maddelere sahip ruhsatlı ilaçlar kullanılmaktadır. Bu ilaçların etkili olabilmesi için en uygun zaman;kovanda kapalı yavrunun hiç olmadığı veya çok az olduğu erken ilkbahar ile kapalı yavrunun sona erdiği balhasatından sonraki geç sonbahardır. Çünkü, ilaçlar kapalı yavru içindeki varroaları öldürmemektedir. Varroa mücadelesinde başarılı olunması mücadelenin uygun zamanda, uygun ilaçla ve uygun dozda yapılmasına bağlıdır. İlaçların bal ve bal mumunda kalıntı bırakarak insan sağlığını olumsuz yönde etkilemesinden dolayı son zamanlarda varroa mücadelesinde formik asit, laktik asit ve okzalik asit gibi organik asitlerin kullanımına başlanmıştır. Biyolojik mücadelede en çok kullanılan yöntem; kovana erkek arı gözü bulunan peteklerinverilmesidir. Varroa erkek arı gözlerini tercih ettiği için bu gözlere yumurtalarını bırakmaktadır. Gözler kapandıktan sonra bu çerçeveler kovandan alınarak varroa populasyonu azaltılmış olur. ZARARLI BÖCEKLER Bal Mumu Güvesi (Galleria mellonella L.) Genellikle zayıf kolonilerde önemli ölçülerde zarar yapan petek güvesinin birisi, iri yapılı Galleriamellonella L. ve diğeri, daha küçük yapılı Achroia grisella F. olmak üzere iki türü bulunmaktadır. Büyük petekgüvesi daha zararlıdır. Yaşamının yalnızca larva döneminde zararlı olan petek güvesinin ergini çalılık arazideyaşamını sürdürür. Genellikle, akşamüstü ergin dişi kovana girerek yumurtalarını bal arılarının bozamayacağıyarık ve deliklere bırakır. Yumurtalar pembemsi krem veya beyazımtrak renkte olup, boyu eninden biraz uzun veyaklaşık 0,5 mm’den biraz küçüktür. Normal koşullarda (24-26 °C) bu yumurtalardan 5-8 gün içersinde larvalarçıkar. Yeni çıkan larva ipeksi yapıdan oluşan bir tünel içerisinde peteğin taban kısmına doğru ilerlemeye başlar.Sıcaklık ve besin varlığına bağlı olarak 1-5 ay arasında beslenir ve büyür. Larvalar özellikle polen yanında arılarvası gömlekleri ve dışkı ile beslenirler. Bu arada bal mumu da yerler. Ancak, sadece bal mumu ile beslenenlarvalar gelişimini tamamlayamazlar. Koyu ve eski petekler pek çok arı larva kalıntısı içerdiğinden dolayı büyükmum güvesi zararı açısından oldukça risklidir. Larvanın gelişmesi için en uygun sıcaklık 30-35 °C olup, 4-5 °Carasında beslenme ve gelişme olmaz. Larva uyuşuk uyku halinde kalır. Larva gelişimini takiben bir koza örer. Dişiler kozadan çıktıktan 4-10 gün sonrayumurtlamaya başlarlar. Bir kerede 100 yumurta yapabilirler. Yaptığı yumurta sayısı 300-600 arasında değişir.Erginler, 3-30 gün yaşarlar. Çiftleşen dişilerin büyük kısmı genellikle 7 gün içinde ölürler. Bu zararlıya karşıyapılan kontrol çalışmalarında dünyada ve ülkemizde çeşitli kimyasal maddeler (etilen dibromid, kükürtdioksit, asetik asit, kalsiyum siyanid, metilbromid vb.), fiziksel uygulamalar (ısıtma, soğutma) ve biyolojik uygulamalar(Basillus thuringiensis) kullanılmaktadır. Peteklerin 10 °C’nin altında örneğin, soğuk hava depolarında saklanmasıpeteklerde bulunan güve yumurtalarının açılımını ve larva gelişimini engeller. Peteklerin −12 °C’da 3 saat veya−15 °C’da 2 saat bekletilmesi petekte bulunan yumurta da dahil olmak üzere bütün gelişme dönemlerindeki güveyi öldürür. Kimyasal mücadele olarak, peteklerin saklandığı muhafazalı odalarda 1 m3hacim için 50 g tozkükürt yakılarak peteklerde bulunan güve larvaları, pupaları ve yetişkinleri öldürülebilir. Bu uygulamada güveyumurtaları ölmediği için uygulamanın sıcaklığa bağlı olarak tekrarlanması gereklidir. Çıkacak larvaların ölmesi için 10-20 gün ara ile 3 kere tekrar edilmesi gerekir. Kimyasal mücadelede, arıcılar arasında uygulaması sıkça görülen naftalin kullanılmamalıdır. Kanserojen ve petrol ürünü olan naftalin, bal ve balmumunda kalıntıbırakmaktadır. Biyolojik mücadele olarak uygulanan Bacillus thuringiensis adlı bakterinin temel peteklere katılmasıdış ülkelerde uygulanmakta olup, ülkemizde bu uygulama henüz yapılmamaktadır. Eşek Arıları (Vespa spp.) Ülkemizde, Vespinae alt familyasına bağlı Vespa orientalis L. ve Vespa crabro L. türleri oldukça yaygındır. Eşek arısı toplulukları, bal arısı kolonilerinden hem daha küçük hem de organizasyon bakımından dahailkeldir. Bununla birlikte; bir kraliçe arı, erkek arı ve işçi arılar yuvada iş bölümü yaparlar ve uyum içinde yaşarlar.Doğada en sık rastlanan tür Vespa crabro L.’dIr. Baş ve göğüs bölgesi kızıl kahve renkli, ağız parçaları ise koyusarıdır. Abdomenin ilk iki segmenti koyu kahve renkte, son 4 segmenti kirli sarı renktedir ve sarı zemin üzerinde simetrik şekilde kızıl kahve renkli benekler vardır. Abdomen parlak, adeta kaygan görünüşlüdür. Kolonideki işçi arılar ağaç kabuklarını kemirir, uzun süre çiğner ve bunlardan duvar deliği, ağaç kabuğu, pek nadir hallerdetoprak altı oyuklarda dört beş katlı, araları sütunlu ve askıda duran peteklerden oluşan yuvalar kurarlar. Eşek arıları kovan önündeki ergin arıları yakalayarak bal midelerini delip içindeki balözünü yerler veya gelişmekte olaneşek arısı larvalarının protein ihtiyaçlarını karşılamak için bunları yuvalarına götürürler. Bazen de bekçi arıları
|
|
|
 |
 |
 |
|
|