Çevre ve Orman İşletme Müdürü Zekeriya Mere’nin hayata geçirmek için büyük çaba gösterdiği ve Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu’nun destek verdiği Türkiye’nin ilk ve örnek arıcılık ormanın önemli bir adım daha atıldı. Hacettepe Üniversitesi ve Türkiye Arı Yetiştiricileri Birliği’nden gelen uzmanlar Ağzıkara göletinin bulunduğu bölgede incelemelerde bulundular. Uzmanların ortak görüşü ise bölgenin arıcılık için son derece elverişli olduğu yönünde.
Türkiye’nin ilk arıcılık ormanında önemli bir adım daha atıldı. Hacettepe Üniversitesi Arı ve Arı Ürünleri Merkezi Müdürü Prof. Dr. Kardiye Sorgun ve Türkiye Arı Yetiştiricileri Merkez Birliği Başkanı Bahri Yılmaz, Çevre ve Orman İşletme Müdürü Zekeriya Mere ile birlikte Şuhut’un Ağzıkara göletinin bulunduğu bölgede incelemelerde bulundu. Bölgeye dikilecek ağaçlar ve ekilecek bitkiler ile ilgili olarak yerinde incelemelerin yapıldığı Ağzıkara gezisinden uzmanlar son derece umutlu bir biçimde döndü. Modern ve daha verimli arıcılık yapılabilecek Türkiye’nin ilk arıcılık ormanı ile inceleme gezisine ilişkin bir açıklama yapan Hacettepe Üniversitesi Arı ve Arı Ürünleri Merkezi Müdürü Prof. Dr. Kardiye Sorgun, bölgenin arıcılık için son derece uygun bir alan olduğunu açıkladı. Sorgun, projenin Türkiye’ye örnek teşkil edecek bir proje olduğunu belirterek, “Bölge orman haline getirilecek ve daha sonra burada pilot arılıklar kurulacak. Böylece bu doğa parçası hem orman olarak hem de arıcılık ürünleri için değerlendirilecek. Bölge arıcılık için uygun görünüyor” dedi.
ARICILIK ORMANLARI AVRUPA’DA 50-60 YIL ÖNCE KURULDU
Sorgun, bu tür projelerde Türkiye’nin geç kaldığının altını çizerek, “Avrupa ülkelerinde aşağı yukarı 50-60 yıl önce arı ormanları kurulmuş ve bu ormanlarda çok değerli ürünler ediliyor. Biz de Türkiye Arıcılar Birliği, Çevre ve Orman Bakanlığı ve Hacettepe Üniversitesi Arıcılık Merkezi ile protokol imzalayacağız ve böyle ormanları oluşturmaya başlayacağız. Bunun ülke ekonomisine ve geleceği için gerçekten çok büyük önemi var. Geç kalınmış bir projeydi ama emek verenlerin düşüncelerine sağlık demek istiyorum” diye konuştu. El birliği ile projenin hayata geçeceğini ifade eden Sorgun, “Bugün bu alanda olması gereken bitkileri yapacağımız ortak akıl toplantısı ile belirleyeceğiz. Sanıyorum birkaç ay için de dikimler başlayacak” yorumunu yaptı. Projenin Türkiye’ye örnek oluşturacağını da bildiren Prof. Dr. Sorgun, “Tabii bu ilk proje ki bunu Eskişehir, İzmir ve diğer iller takip edecek. Biz bilimsel yönünü destekleyeceğiz. Çevre ve Orman Bakanlığı zaten bize her konuda yardımcı olacaklar. Türkiye Arıcılar Birliği de tabii ki arıcılığın her türlü sorunu ile girdi ve çıktılarını biliyor” şeklinde konuştu.
ARICILIK DENİNCE SADECE BAL AKLA GELMEMELİ
Sorgun, balın son derece değerli bir ürün olduğunu da hatırlatarak, “Halkımızın aklına arı ürünü denince sadece bal geliyor. Ama bu değil. Polen ve propolis gibi diğer arı ürünleri de devreye girecek” dedi. Arının bölgede yaşatılmasının bitkisel üretim için de önemli olacağını kaydeden Sorgun, “Ayrıca boş alanların yeniden rehabilite edilmesi artı ağaçlandırılması da inanılmaz güzel olacak. Yaptığımız gezide bu alanlardan pek çok resim çektik. Umarım bir 10 yıl sonra buraları yemyeşil görürsek, bu hepimiz için başarısı olacaktır” yorumun yaptı.
YILMAZ: “BAKAN EROĞLU DESTEK VERDİ”
Türkiye Arı Yetiştiricileri Merkez Birliği Başkanı Bahri Yılmaz ise arıcılık ormanı ile ilgili olarak Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu ile daha önceden bir görüşme gerçekleştirdiklerini ve Eroğlu’nun kendilerine yardımcı olduğunu ifade ederek, “Bizim Çevre ve Orman Bakanı Sayın Veysel Eroğlu’ndan Birlik olarak arıcılık ormanı ile ilgili bir talebimiz vardı. Bu konuda kendisinin ve ekibinin yaklaşımı çok yapıcıydı. İlk defa Türkiye’de dünyadaki örneklerine eş bir arıcılık ormanı kurulacak. Biz bu konuda Sayın Eroğlu’na teşekkür ediyoruz” dedi. Türkiye Arı Yetiştiricileri Merkez Birliği’nin 40 bin üyesi ile Türkiye’nin 76 ilinde örgütlü olduğunu ifade eden Yılmaz, “Türkiye’deki arıcılık üretiminin tamamını kayıt altına almış bir STK’yız” diye konuştu.
“TÜRKİYE’NİN YÜZDE 43’ÜNÜN TAPUSU ÇEVRE VE ORMAN BAKANLIĞI’NDA”
Arıcılar olarak Çevre ve Orman Bakanlığı ile olan ilişkilerinin çok işçi dışlı olduğunu kaydeden Yılmaz, “Çünkü üretimimizin hemen hemen tamamına yakınını Orman Bakanlığı’nın sahalarından, çam ve kekik alanları başta olmak üzere doğal floranın olduğu alanlardan yapıyoruz. İnsanlarımız geçimini bu işten sağlıyor” yorumunu yaptı. Yılmaz, gölet civarındaki ağaçlandırmanın Türkiye’de ilk ve örnek bir çalışma olacağının altını çizerek şunları söyledi:
“Ağaçların dikiminde bizlerin Birlik olarak bir katkısı olacak. Ortak bir protokol hazırlığımız var. Hocamız Kadriye Hanım, Müdür Zekeriya Bey ve Muğla Birlik Başkanı Ziya Şahin Bey ve biz bu projeyi yürütecek çekirdek bir ekibiz.”
“AFYON BÖLGESİNE ARICILAR HER ZAMAN GELECEK”
Afyon’un Türkiye’de arıcılar için önemli bir bölge olduğunu vurgulayan Yılmaz, “Afyon bölgesine arıcılar her zaman gelecek. Bundan sonra da gelecek. Arıcıların Trakya’ya gitmesindeki ana neden buradaki floranın bitmesinden sonra o bölgedeki ayçiçeği alanıdır. Arıların oraya gitmesi Trakya’daki bitkilerin döllenmesi açısından da önem arz ediyor. Dolayısıyla arı yoksa, dünyada hayat yok, Türkiye’de hayat yok. Biz arıların ve arıcıların korunması yönünde devletin her kademesinden her insandan destek bekliyoruz” şeklinde konuştu.
AKASYA DİKİLİRSE MUAZZAM ÜRETİM OLUR
Yılmaz, Ağzıkara göletinin bulunduğu bölgenin çok büyük bir potansiyel taşıdığını belirterek, bölgeye özellikle akasya ağacı dikilmesi durumunda verimin çok fazla olacağını ifade etti. Yılmaz, sözlerini şöyle noktaladı:
“Hele biz oraya akasya gibi bal verimi yüksek bitkileri de diktiğimizde tahmin edilen 37 ton bile az olacaktır. Daha üstünde bir üretim kesinlikle olacaktır. Çünkü Macaristan’da bir dönüm akasyadan 150 kilogram bal elde ediyor. Ne pamuktan ne de başka bir tarım çeşidinde bunu elde edemiyorsunuz. Akasya bunun yanında erozyonu önlüyor. Afyon arıcılar için zaten bir cazibe merkezi iken projenin bitmesi ile daha da cazip olacaktır. Çünkü Afyon Türkiye’nin çatısıdır. Türkiye’nin batısının çatısıdır. Tıpkı Sivas ve Erzurum gibi. Arıcılar yaz mevsiminde Türkiye’nin üç noktasında yoğunlaşır ki bunlar Sivas, Erzurum ve Afyon’dur.”
Bölgenin gezilmesinin ardından Hacettepe Üniversitesi ve Türkiye Arı Yetiştiricileri Merkez Birliği heyeti projenin detaylarını görüşmek üzere bir toplantı gerçekleştirdi.
Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ile Arıcılar Birliği arasında imzalanan prokolle kurulacak olana "Türkiye Arıcılık Veri Bankası"nda Türkiye'deki arıların istatistiği tutulacak. Siste sayesinde bölgelerdeki üreticileri yıllı bal üretemi da sağlıklı bir şekilde güncellenecek.
Balkan Arıcılar Birliği Genel Başkan Yardımcısı ve Muğla Arı Yetiştiricileri Birliği (MAYBİR) Başkanı Ziya Şahin, yaptığı açıklamada, Türkiye'de arıcılık konusundaki verilerin sağlıklıolmadığına işaret ederek, "Bu yüzden arıcıların sorunlarının çözümünde sıkıntı yaşanıyor. Bu sorunların çözümü için Arıcılar Birliği ile Tarım ve Köyişleri Bakanlığı arasında 2006 yılında bir protokol imzalandı.
Aşama aşama hayata geçirilen bu protokol doğrultusunda ilk olarak'Türkiye Arıcılık Veri Bankası' oluşturulacak ve arıların istatistikleritutulacak" dedi.
Şahin, oluşturulacak olan, "Türkiye Arıcılık Veri Bankası" sayesindeTürkiye'deki arılarla ilgili istatistiki verilerin de sağlıklı birşekilde tutulmaya başlanacağını anlatarak şunları söyledi:"Bu sistem sayesinde arılara ait sayısal bilgiler, bölgelerdeki balüretimi, üreticilerin yıllık bal üretim miktarları. . . gibi bilgilersağlıklı bir şekilde güncellenebilecek. Dünya çam balı üretiminin yüzde92'si Türkiye'de yapılıyor. Böyle bir çalışma, dünya ülkeleri ilebirlikte yürütülen çalışmalarda işleyişi de hızlandıracak. "Oluşturulacak veri bankasına ait plan ve projelerinin hazır olduğunuifade eden Şahin, "Önümüzdeki günlerde bakanlık pilot il olarak seçilenMuğla'da çalışmalara başlayacak. Bu kapsamda ilk olarak plakalandırmaişlemleri yapılacak. Proje doğrultusunda, Türkiye genelinde arıkovanları plakalı, barkotlu olacak. Arı kovanları plaka ve barkotolmadan arının beslenmesi için bir yerden başka yere götürülemeyecek"diye konuştu.
Şahin'in verdiği bilgilere göre, Türkiye'de çam balı üretimi yapılanalanların yüzde 75'i Muğla'da bulunuyor ve Türkiye'nin toplam balüretiminin yüzde 30'u Muğla'da yapılıyor.
İhraç edilen balın tamamına yakını Muğla'dan gönderiliyor. Bu nedenleMuğla, bal üretimi açısından dünya çapında büyük önem taşıyor.
MUĞLA ÇAM BALI VE BAL
Muğla Arı Yetiştiricileri Birliğine ait internet sitesinde "Muğla Çam Balı ve Bal" hakkında şu bilgiler yer alıyor:"Yapılan klinik gözlemler ve deneysel araştırmalar sonucu, çam balının'antibakteriyel' ve 'antienflamatuar' özelliklere sahip olduğu ortayaçıkmıştır. Bal, yaralardaki enfeksiyon ile ölü hücrelerin ağrısız olaraktemizlenmesinde ve yeni dokuların gelişmesinde son derece etkilidir.
Balın ilaç olarak kullanılışından tarihi yazıtlarda dahi bahsedilmektedir. Günümüzde de bilim adamları ve doktorlar balınyaraların tedavisindeki etkisini yeniden keşfetmektedirler.
Bal ılık suyla karıştırıldığında 7 dakika içinde kana karışır, hızlı birenerji kaynağıdır. İçerdiği serbest şekerlerden dolayı beynin çalışmasıkolaylaşır. Bal, fruktoz ve glikoz gibi basit şekerlerin doğal birkarışımıdır. Yapılan son araştırmalara göre, şekerlerin bu kendine haskarışımı yorgunluğun giderilmesinde en etkili yöntemdir ve atletikperformansı artırmaktadır.
Kan yapımına destek olur. Bal, kan yapımı için vücudun gereksinimduyduğu enerjinin önemli bir bölümünü karşılar. Ayrıca, kanıntemizlenmesine de yardımcı olur. Kan dolaşımını düzenleyici vekolaylaştırıcı yönde etkisi vardır. Damar sertliğine karşı önemli birkoruyucudur.
erdemli\mersin33370 mersin
irfandogan_33@yahoo.com